ASFALTINA Oyle aniden buldugumu sanip, yok olur korkusuyla Ask sandigim bir kolda sabahladim bir gun. Kollar cansiz iki et parcasiydi sanki. Bir problem cozer gibi cozuldu dusuncelerim. Ask asla benim isinlarim icinde degildi anladim. Kollar benden ne zaman ayrildi bilmiyorum . Çözulmus tum bilinmezliklerden yorulmus bir otobuste buldum kendimi . yuzlerce bindigim otobus camindan farkli birsey vardi gordugum camda .manzarasi yoktu , evler yol cizgileri insanlar isiklar hicbiri yoktu o camda iki su damlasi akiyordu benim yuzume benzer bir yuzden. Ilk defa yeni bir yer gormeyi kaciririm korkusu yoktu icimde. Cozdugum bilinmezliklerin neden bunca yil bilinmez oldugunu dusunmekten baska ,hic birsey yeni gelmiyordu. Disaridaki gunes isigi, yesil yapraklar, meltem ruzgari, yeni acan cicekler, ara sira uzaktan gorunen mavi denizin piriltilari ve dallara yeni konan baharin aksine herseyde huzun vardi. O gun, simdi benden millerce uzakta ki o yollarda anladim ben herseyi. Hic istemedigim halde. O yollarda simdiki ben oldum. Simdiki huznumun dogum yeri gecmisteki o gri beyaz cizgili yollari unutmadim. Nedense baska hic bir yol, o yollar gibi ogreteci degil ne kadar ogrenmek istesemde..
Zamanla huznume de alistim yanlizligima alistigim gibi. Kim ne derse desin insan herseye alisiyor ama herseye. Zaman denen kudretin ustunde hicbirsey olmadigini yine ayni zaman öğretiyor sana. Birde zaman icinde yaptigin uzun , cok uzun yolculuklar. Kare çift camlı otobüslerde, Cam kenarı koltuklarda büyüdüm ben .
Neşemi, kendimi o koltuklar üstünde kaybettim. Yüzlerce koltuk üzerine dağıldı gençliğim. Yüzlerce koltukta eridi mutluluğum. Ve yüzlerce koltukta yeşerdi hüznüm . hayati hep ayni yerlerde öğrendim. Dünya gördüm bir camdan bir cama. İnsanlar gördüm yürürken , otururken , araba kullanırken , elbise asarken , oynarken öpüşürken , sarılırken ağlarken ayrılırken sevinirken , kavga ederken . her şeyi gördüm .
Otobüs zamanla kardeştir.Çünkü hiçbir resim durmaz önünde zaman gibi gözünü açıp kapamanla yok olur sevdiğin manzaralar .Sen camından arkaya doğru bakmaya çalışsan da ancak boynunu ağrıtır o kadar. ilk zamanlarım gibi arkama bakmamayı da öğrendim . ileriye bakmak da hayal kırıklığı yaratıyor.Simdi önümde duran resime bakıyorum.. Uzun çok uzun yolculuklar büyüttü beni..
Kimi zaman güzel bir yüz gördüğüm anlarda bana baktığını sanıp saniyelik deli aşklar yasadım hepsi bitti yeni biriyle. Her şey bitiyor zaman ve yol dışında.
Bir aralar yanımdaki koltuklara merak saldım . yanıma oturanlar oldu çeşit çeşit hikayeleriyle. saatlik insanları hiç kimsenin tanıyamayacağı kadar iyi tanıdım. Her yolcu aynı hatayı yapıp bir daha görmeyeceklerini sandıklarından ; asla kocalarına karılarına sevgililerine diyemeyecekleri şikayetleri dinledim. Kendilerini bir saatte anlatma gayretlerini izledim.bir sonra yanıma oturacak yoldaşı hayal etmeye çalıştım. Ve İnsanların hepsinin ayni olduğunu gördüm.
Kazalar gördüm yollarda.bu dünyada yapacak şeyleri kalan lakin isi bitmiş beden leri , yerlerde kuruyan kan izlerini , feryatları , dünyaya son bakışları , kanlı bebekleri gördüm. ölüme giderken nasıl bakılır, son ne denilir, el nasıl yavaşça yere yığılır , son gözyaşı nereye düşer gördüm. Havaya fırlamış cesetlerin yere düşerken beyinlerin nasıl parçalandığını ,bir insanin nasıl yok olduğunu ,olumun yasa bakmadığını öğrendim.
Artık çevrilen kontak anahtarında nasıl bir şoför bekliyor beni biliyorum.ikram edilen çayların kaç asırlık olduğunu , şoförün uyumamak için nasıl direndiğini, gözlerini dinlendirmek için hangi virajları beklediğini biliyorum. Hiçbir şoförü sen seçemediğin gibi bunca yolculukta da ben seçemedim şoförümü.istediğim yere goturen hiçbir şoför bulamadım .duraklar benim duraklarım değildi. Gideceğim yerlerden hep uzak yerlerde indim . kimi zaman kırık koltuklarda kaza yapması için yalvarsam da beni dinleyen hiçbir şoför bulamadım.
Ne acıdır onca yolculuktan sonra askın hiçbir zaman benim olmayacağını öğrendiğim gün anladım yolculuklardan vazgeçemeyeceğimi. Kolları düşündüm kollar kimindi? Kolları nerde hangi yolculukta ihtiyaç duydum da bulduğumu sandım ? hangi yolculukta başladı? Hangi resimde ilk ağladım ?
Yolculuklara doğru İlk yolculuk ne zaman başladı bende ? simdi yine bir durakta
Saatlerdir bekliyorum yine ,yine ,yine… Yine her zaman ki gibi otobüsüm gecikti. bavulum yanımda bekliyorum . bekliyorum yine ,yeni yerleri merak ediyorum yeni yerler görünce dünyanın olduğum yerlerden başka yerlerde de devam ettiğini görmek, yasamak için her yerde ,her yeni yerde , yeni nedenler arıyorum .farklı güzelliklerde yasama sevinci aşılıyorum kendime .insan olduğumu hatırlamak için bir çok insan hayatini görebilmek için durmadan geziyorum.Belki de hiç olduğum halde hiç gibi görünmemek için, hiçliğimi yollara saklayarak geziyorum, geziyorum. güneşin battığın yöne doğru hep gidiyorum
“ne garip şey su yolculuk .dun bir kaldırımda oturmuş tas atıyordum yollara dun bir yerlerde Sakarya’da … yarin belki Bursa belki İngiltere yarin kim bilir nerede?” 23.02.2000 (`97-99)
2 yorum:
ASFALTINA
Oyle aniden buldugumu sanip, yok olur korkusuyla Ask sandigim bir kolda sabahladim bir gun. Kollar cansiz iki et parcasiydi sanki. Bir problem cozer gibi cozuldu dusuncelerim. Ask asla benim isinlarim icinde degildi anladim. Kollar benden ne zaman ayrildi bilmiyorum . Çözulmus tum bilinmezliklerden yorulmus bir otobuste buldum kendimi . yuzlerce bindigim otobus camindan farkli birsey vardi gordugum camda .manzarasi yoktu , evler yol cizgileri insanlar isiklar hicbiri yoktu o camda iki su damlasi akiyordu benim yuzume benzer bir yuzden. Ilk defa yeni bir yer gormeyi kaciririm korkusu yoktu icimde. Cozdugum bilinmezliklerin neden bunca yil bilinmez oldugunu dusunmekten baska ,hic birsey yeni gelmiyordu. Disaridaki gunes isigi, yesil yapraklar, meltem ruzgari, yeni acan cicekler, ara sira uzaktan gorunen mavi denizin piriltilari ve dallara yeni konan baharin aksine herseyde huzun vardi. O gun, simdi benden millerce uzakta ki o yollarda anladim ben herseyi. Hic istemedigim halde. O yollarda simdiki ben oldum. Simdiki huznumun dogum yeri gecmisteki o gri beyaz cizgili yollari unutmadim. Nedense baska hic bir yol, o yollar gibi ogreteci degil ne kadar ogrenmek istesemde..
Zamanla huznume de alistim yanlizligima alistigim gibi. Kim ne derse desin insan herseye alisiyor ama herseye. Zaman denen kudretin ustunde hicbirsey olmadigini yine ayni zaman öğretiyor sana. Birde zaman icinde yaptigin uzun , cok uzun yolculuklar. Kare çift camlı otobüslerde, Cam kenarı koltuklarda büyüdüm ben .
Neşemi, kendimi o koltuklar üstünde kaybettim. Yüzlerce koltuk üzerine dağıldı gençliğim. Yüzlerce koltukta eridi mutluluğum. Ve yüzlerce koltukta yeşerdi hüznüm . hayati hep ayni yerlerde öğrendim. Dünya gördüm bir camdan bir cama.
İnsanlar gördüm yürürken , otururken , araba kullanırken , elbise asarken , oynarken öpüşürken , sarılırken ağlarken ayrılırken sevinirken , kavga ederken . her şeyi gördüm .
Otobüs zamanla kardeştir.Çünkü hiçbir resim durmaz önünde zaman gibi gözünü açıp kapamanla yok olur sevdiğin manzaralar .Sen camından arkaya doğru bakmaya çalışsan da ancak boynunu ağrıtır o kadar. ilk zamanlarım gibi arkama bakmamayı da öğrendim . ileriye bakmak da hayal kırıklığı yaratıyor.Simdi önümde duran resime bakıyorum.. Uzun çok uzun yolculuklar büyüttü beni..
Kimi zaman güzel bir yüz gördüğüm anlarda bana baktığını sanıp saniyelik deli aşklar yasadım hepsi bitti yeni biriyle. Her şey bitiyor zaman ve yol dışında.
Bir aralar yanımdaki koltuklara merak saldım . yanıma oturanlar oldu çeşit çeşit hikayeleriyle. saatlik insanları hiç kimsenin tanıyamayacağı kadar iyi tanıdım. Her yolcu aynı hatayı yapıp bir daha görmeyeceklerini sandıklarından ; asla kocalarına karılarına sevgililerine diyemeyecekleri şikayetleri dinledim. Kendilerini bir saatte anlatma gayretlerini izledim.bir sonra yanıma oturacak yoldaşı hayal etmeye çalıştım. Ve İnsanların hepsinin ayni olduğunu gördüm.
Kazalar gördüm yollarda.bu dünyada yapacak şeyleri kalan lakin isi bitmiş beden leri , yerlerde kuruyan kan izlerini , feryatları , dünyaya son bakışları , kanlı bebekleri gördüm. ölüme giderken nasıl bakılır, son ne denilir, el nasıl yavaşça yere yığılır , son gözyaşı nereye düşer gördüm. Havaya fırlamış cesetlerin yere düşerken beyinlerin nasıl parçalandığını ,bir insanin nasıl yok olduğunu ,olumun yasa bakmadığını öğrendim.
Artık çevrilen kontak anahtarında nasıl bir şoför bekliyor beni biliyorum.ikram edilen çayların kaç asırlık olduğunu , şoförün uyumamak için nasıl direndiğini, gözlerini dinlendirmek için hangi virajları beklediğini biliyorum. Hiçbir şoförü sen seçemediğin gibi bunca yolculukta da ben seçemedim şoförümü.istediğim yere goturen hiçbir şoför bulamadım .duraklar benim duraklarım değildi. Gideceğim yerlerden hep uzak yerlerde indim . kimi zaman kırık koltuklarda kaza yapması için yalvarsam da beni dinleyen hiçbir şoför bulamadım.
Ne acıdır onca yolculuktan sonra askın hiçbir zaman benim olmayacağını öğrendiğim gün anladım yolculuklardan vazgeçemeyeceğimi. Kolları düşündüm kollar kimindi? Kolları nerde hangi yolculukta ihtiyaç duydum da bulduğumu sandım ? hangi yolculukta başladı? Hangi resimde ilk ağladım ?
Yolculuklara doğru İlk yolculuk ne zaman başladı bende ? simdi yine bir durakta
Saatlerdir bekliyorum yine ,yine ,yine… Yine her zaman ki gibi otobüsüm gecikti. bavulum yanımda bekliyorum . bekliyorum yine ,yeni yerleri merak ediyorum yeni yerler görünce dünyanın olduğum yerlerden başka yerlerde de devam ettiğini görmek, yasamak için her yerde ,her yeni yerde , yeni nedenler arıyorum .farklı güzelliklerde yasama sevinci aşılıyorum kendime .insan olduğumu hatırlamak için bir çok insan hayatini görebilmek için durmadan geziyorum.Belki de hiç olduğum halde hiç gibi görünmemek için, hiçliğimi yollara saklayarak geziyorum, geziyorum. güneşin battığın yöne doğru hep gidiyorum
“ne garip şey su yolculuk .dun bir kaldırımda oturmuş tas atıyordum yollara dun bir yerlerde Sakarya’da … yarin belki Bursa belki İngiltere yarin kim bilir nerede?” 23.02.2000
(`97-99)
Gördüğün neyse oyum .
Anlattıklarıma inanma sakın
Mübalağa sevmem aslında
Uzun lafın kısası;
Ne görüyorsan oyum .
Bana bile inanma!
Yorum Gönder