Herkes hızla yaşlanıyordu birinciliği 29 yaşında olanlara verdiler ..
başlamadan not : bu yazıdaki otuz yaş her kadın için farklı olabilir kimisi otuz beşinde girer bu sendroma kimisi yirmi sekizinde .. ama mesele bir otuz yaş sendromudur. hikayemiz de budur .)
kendi adıma ne yaşımdan şikayetim var ne yaşlanmaktan ne de diğer ıvır zıvırdan ama insan 30 a doğru dümeni kırınca şöyle aldığı yola bakıyor.[ kaldı ki 1-2 sene daha yaşımı belirtmek için 2 li rakamları kullanıcam :p)]
Niye otuz yaşında kişi depresyona girer ? derin radikal kararlar alır? diye düşündüm konu dallandı budaklandı beynimde bir sürü yerlere bağlandı özetle :
öncelikle 30 a doğru geldiğinizde çevrenizde ki tüm arkadaslarınız teker teker evlenmeye başlar. düğünlere gidersiniz( allaha çok şükür sünnet düğününden başka düğün görmedim).evli arkadaşlarınızı ziyaret etmeye başlarsınız. evliliğin ilk yıllarında olan bu mutlu çiftler bir müddet enerjinizi alır.sonra bunların çocukları olur. ve bitmek bilmeyen hikayeler, fotoğraflar ...
Doğru insan hatta doğru yaşayan insan çocuk sevgisine sahip kişidir. Çocuk sevmemizde bir sıkıntı yok çok şükür kimse incelmeden , çocuk severken sizi izlemediği sürece çocuk sevmek şahane bir duygu hatta ! Ancak ;arkadaşlarınızın kardeşlerinizin çocuklarını severken sağdan soldan :
"sende yapsan artık bir tane kendine.başkasının çocuğunu severek olmaz" ( kazak örüyoruz sanki)
"Ee evlenme yaşın geliyor çoluk çocuğa ne zaman karışacaksın?"
(sevgilisi olanlar için )hadi hadi düğün ne zaman?
(sevgilisi olmayanlar için)ee artık bir enişte-gelin adayı bulmanın vakti geldi geçiyor evde kalacaksın
gibi cümlelerle önce zihniniz yıkanır ,sonra düşünmeye baslarsınız.(burası kadın ve erkek için)
Çünkü yaşınız gereği kendi evinizi , paranızı , tahsilinizi , askerliğinizi her ne haltsa bitirmiş misal , kadından kadına koşulmus her türlü fantezi denenmiş , her ilişki yaşanmış hatta ilişkinin sağlamaları yapılmış, barlardan gece hayatından yorulmus, sevgilinin iç çamaşır koleksiyonları bile bitirilmiş ,tv karşısında zapping ya da internette zaman geçiren evcimen insan grubu içine dahil olmuşsunuzdur.hayatta yenilik derken "yoksa evlensek mi yahu paronayasına" girmissinizdir. Evliliğe sıcak bakan otuza yaklaşmış yakın kişiler için artık evlilik , aile planları arasındayken olmayanlar için manik depresifliğin başlangıcındır .
Hayatinda hic aşık olmamişsa ,sevgili kavramlarindan uzak yaşayıp, kariyerle hayatini dolduran kadınların , kayışlarının koptuğu yaş sınırıdır otuz yaş !!.Kadın ; tam olarak bu yaş aralağında delirip kendini ordan oraya atar.Olmadık fikirler geçirir aklindan. Evlilikten hazmetmemesine ragmen - belirsiz bir sebeple- "evlendik" diyen arkadaslarından uzak durur.
Enterasandir;cocuk yapmayı düşünmek bu yaş aralığında en ciddi alinan karardir.çünkü çocuk hareketlidir ve bir çocuğa dinamik anne gerekir. hormonlardan ve doğanın bir kanunu olmasindan mıdır bilinmez her kadının bu yaşta gizli ya da ayan beyan çocukla ilgili kararlar verir.[olumlu ya da olumsuz]29 la 30 arasında sadece 1 rakam oynamasina rağmen yüzünde çizikler, kırışıklıklar görmeye başlar .genc çııtırların diri vucutlarına takılır gözü. yolculuklar dener , ev degistirir saçlını keser,boyar , bir kırılma noktası yaşar.Derinden gelen depresyon ise beraberinde extra verilen pazar ekidir.genc erkeklere bakmaya baslayanlar bile olur kendini tükenmiş zanneder ki bu kırık köprü yaklaşik iki yil devam eder ...
Çünkü Kadın için otuz yaşında olmanın götürüleri vardır ; ( erkekler adına yorum yapamayacağım )birlikte oldugunuz sevgililerin ne ilkisinizdir ne sonuncusu.ama nedir huzur bulmak, her türlü yaşanmış maceradan sonra doymuş bir ilişki adına tercih edilirsiniz .yaşınız gereği oyunlardan uzak ,taşları bilinçli bir şekilde karelerde ilerletirsiniz.kaprisleriniz azalmış,kariyer,para,aşk derken tatmin olmuş şekilde hayatta amaç ararsınız." erkek cocuğum olsun ,omuzumda gezsin,kamp yapalım" hayalleri bile gecer aklinizdan şehri terkedişler icin yaşlısınızdır ve mevcut tecrubeniz zihninizde sizi diğer sorulardan uzak tutacak kadar fazladır. evliliğe bir adım uzak,yalnızlığa bir adım yakın ortada bir yerde durursunuz.sorularınız azalmış ,cevaplar icin yolculuğa çıkma evresindesinizdir.
çocuğu hazırda olanlar ise rahattır. çocukla derdi yoktur ama kocayı unutur. sevişmeler ayda birlere iner.( kocanın bu arada aldatma evresi bambaska konudur girmiyorum )...
fikrimi soracaksanız ,diyeceğim şudur ki,bunca kadınla kadın muhabbetinden sonra çocukları olan ebevynleri (bilhassa kız çocukları olanları uyarmak isterim) kız çocuğuna özgürlüğü vermek ve birey yapmayı öğretmekten ziyade kadın olmayı ve kadın güdülerini hatırlatmaları gerekir.
bir nesil ( Duygu Asena çağı) kendi paramı kendim kazanırım, erkekler şöyledir ,böyledir diye diye kadın ve kadınlık kavramlarını unuttuk.yaşımızı sorgulayıp , erkekleri rakip olarak görmeye başladık.(aile,evlilik, çocuk , kavramları için) "aman aman ben evlenmem ""evlenenemem "cümlelerine alıştı dilimiz. elbet bu halimden memnunum ancak hala sorgularım: böyle hissettiğimden mi böyle hissetmek istediğimden mi ? bu sorunun sendromla alakası yok. benim iç dünya sorularım buraya karıştı :)
( Ayşe Arman a gönderilecek yazı oldu allah 30 kere belamı versin !)
ama şimdi elimde viskili kahve çikolatalı kek yatağımın içinde düşünüyorum da ; düşününce zengin bir kocanın parasını yeyip çocuğuna dünya klasiklerinden öyküler anlatarak uyutmak, pazartesi sabaha parka götürüp salıncakta sallamak gibisi yok sanırım ...
salla salıncağı yaşa hayatını ( yeni sloganım!) yani şimdilik diyeceğim budur .( yine de güzel bağladım)
( parkın önünde çocuğunu huşu içinde sallayan anneyi görünce ilham aldım.meraklanmayın ezan sesiyle geçti )
günler sonra gelen edit : hepsi başımdan geçecek sandım ama geçmedi aynen başımdan geçti demek için bir sonraki editimi sakladım
tahinpekmez /2 mart 2007
başlamadan not : bu yazıdaki otuz yaş her kadın için farklı olabilir kimisi otuz beşinde girer bu sendroma kimisi yirmi sekizinde .. ama mesele bir otuz yaş sendromudur. hikayemiz de budur .)
kendi adıma ne yaşımdan şikayetim var ne yaşlanmaktan ne de diğer ıvır zıvırdan ama insan 30 a doğru dümeni kırınca şöyle aldığı yola bakıyor.[ kaldı ki 1-2 sene daha yaşımı belirtmek için 2 li rakamları kullanıcam :p)]
Niye otuz yaşında kişi depresyona girer ? derin radikal kararlar alır? diye düşündüm konu dallandı budaklandı beynimde bir sürü yerlere bağlandı özetle :
öncelikle 30 a doğru geldiğinizde çevrenizde ki tüm arkadaslarınız teker teker evlenmeye başlar. düğünlere gidersiniz( allaha çok şükür sünnet düğününden başka düğün görmedim).evli arkadaşlarınızı ziyaret etmeye başlarsınız. evliliğin ilk yıllarında olan bu mutlu çiftler bir müddet enerjinizi alır.sonra bunların çocukları olur. ve bitmek bilmeyen hikayeler, fotoğraflar ...
Doğru insan hatta doğru yaşayan insan çocuk sevgisine sahip kişidir. Çocuk sevmemizde bir sıkıntı yok çok şükür kimse incelmeden , çocuk severken sizi izlemediği sürece çocuk sevmek şahane bir duygu hatta ! Ancak ;arkadaşlarınızın kardeşlerinizin çocuklarını severken sağdan soldan :
"sende yapsan artık bir tane kendine.başkasının çocuğunu severek olmaz" ( kazak örüyoruz sanki)
"Ee evlenme yaşın geliyor çoluk çocuğa ne zaman karışacaksın?"
(sevgilisi olanlar için )hadi hadi düğün ne zaman?
(sevgilisi olmayanlar için)ee artık bir enişte-gelin adayı bulmanın vakti geldi geçiyor evde kalacaksın
gibi cümlelerle önce zihniniz yıkanır ,sonra düşünmeye baslarsınız.(burası kadın ve erkek için)
Çünkü yaşınız gereği kendi evinizi , paranızı , tahsilinizi , askerliğinizi her ne haltsa bitirmiş misal , kadından kadına koşulmus her türlü fantezi denenmiş , her ilişki yaşanmış hatta ilişkinin sağlamaları yapılmış, barlardan gece hayatından yorulmus, sevgilinin iç çamaşır koleksiyonları bile bitirilmiş ,tv karşısında zapping ya da internette zaman geçiren evcimen insan grubu içine dahil olmuşsunuzdur.hayatta yenilik derken "yoksa evlensek mi yahu paronayasına" girmissinizdir. Evliliğe sıcak bakan otuza yaklaşmış yakın kişiler için artık evlilik , aile planları arasındayken olmayanlar için manik depresifliğin başlangıcındır .
Hayatinda hic aşık olmamişsa ,sevgili kavramlarindan uzak yaşayıp, kariyerle hayatini dolduran kadınların , kayışlarının koptuğu yaş sınırıdır otuz yaş !!.Kadın ; tam olarak bu yaş aralağında delirip kendini ordan oraya atar.Olmadık fikirler geçirir aklindan. Evlilikten hazmetmemesine ragmen - belirsiz bir sebeple- "evlendik" diyen arkadaslarından uzak durur.
Enterasandir;cocuk yapmayı düşünmek bu yaş aralığında en ciddi alinan karardir.çünkü çocuk hareketlidir ve bir çocuğa dinamik anne gerekir. hormonlardan ve doğanın bir kanunu olmasindan mıdır bilinmez her kadının bu yaşta gizli ya da ayan beyan çocukla ilgili kararlar verir.[olumlu ya da olumsuz]29 la 30 arasında sadece 1 rakam oynamasina rağmen yüzünde çizikler, kırışıklıklar görmeye başlar .genc çııtırların diri vucutlarına takılır gözü. yolculuklar dener , ev degistirir saçlını keser,boyar , bir kırılma noktası yaşar.Derinden gelen depresyon ise beraberinde extra verilen pazar ekidir.genc erkeklere bakmaya baslayanlar bile olur kendini tükenmiş zanneder ki bu kırık köprü yaklaşik iki yil devam eder ...
Çünkü Kadın için otuz yaşında olmanın götürüleri vardır ; ( erkekler adına yorum yapamayacağım )birlikte oldugunuz sevgililerin ne ilkisinizdir ne sonuncusu.ama nedir huzur bulmak, her türlü yaşanmış maceradan sonra doymuş bir ilişki adına tercih edilirsiniz .yaşınız gereği oyunlardan uzak ,taşları bilinçli bir şekilde karelerde ilerletirsiniz.kaprisleriniz azalmış,kariyer,para,aşk derken tatmin olmuş şekilde hayatta amaç ararsınız." erkek cocuğum olsun ,omuzumda gezsin,kamp yapalım" hayalleri bile gecer aklinizdan şehri terkedişler icin yaşlısınızdır ve mevcut tecrubeniz zihninizde sizi diğer sorulardan uzak tutacak kadar fazladır. evliliğe bir adım uzak,yalnızlığa bir adım yakın ortada bir yerde durursunuz.sorularınız azalmış ,cevaplar icin yolculuğa çıkma evresindesinizdir.
çocuğu hazırda olanlar ise rahattır. çocukla derdi yoktur ama kocayı unutur. sevişmeler ayda birlere iner.( kocanın bu arada aldatma evresi bambaska konudur girmiyorum )...
fikrimi soracaksanız ,diyeceğim şudur ki,bunca kadınla kadın muhabbetinden sonra çocukları olan ebevynleri (bilhassa kız çocukları olanları uyarmak isterim) kız çocuğuna özgürlüğü vermek ve birey yapmayı öğretmekten ziyade kadın olmayı ve kadın güdülerini hatırlatmaları gerekir.
bir nesil ( Duygu Asena çağı) kendi paramı kendim kazanırım, erkekler şöyledir ,böyledir diye diye kadın ve kadınlık kavramlarını unuttuk.yaşımızı sorgulayıp , erkekleri rakip olarak görmeye başladık.(aile,evlilik, çocuk , kavramları için) "aman aman ben evlenmem ""evlenenemem "cümlelerine alıştı dilimiz. elbet bu halimden memnunum ancak hala sorgularım: böyle hissettiğimden mi böyle hissetmek istediğimden mi ? bu sorunun sendromla alakası yok. benim iç dünya sorularım buraya karıştı :)
( Ayşe Arman a gönderilecek yazı oldu allah 30 kere belamı versin !)
ama şimdi elimde viskili kahve çikolatalı kek yatağımın içinde düşünüyorum da ; düşününce zengin bir kocanın parasını yeyip çocuğuna dünya klasiklerinden öyküler anlatarak uyutmak, pazartesi sabaha parka götürüp salıncakta sallamak gibisi yok sanırım ...
salla salıncağı yaşa hayatını ( yeni sloganım!) yani şimdilik diyeceğim budur .( yine de güzel bağladım)
( parkın önünde çocuğunu huşu içinde sallayan anneyi görünce ilham aldım.meraklanmayın ezan sesiyle geçti )
günler sonra gelen edit : hepsi başımdan geçecek sandım ama geçmedi aynen başımdan geçti demek için bir sonraki editimi sakladım
tahinpekmez /2 mart 2007

