Tanrının yaptığı bütün sınavlarından kaldım
Sene 2008 ‘in son günleri .. işten eve yürüyorum hem de metro da..
taksim çıkışına doğru merdivenlerden gün ışığına bakıyorum .
Ohh! dedim araba yok ne güzel şey yürümek .. ne zamandır yürümüyorum 4 kilomu da vermişim .güzelim , gencim yürürken sivri topuklarım yerde ses yapıyor. Hayatımda ki her şey ilk defa yerine oturmuş ben ittirmeden ilerliyor. bir daha yıkılmam başıma artık bir şey gelmez, aile , seks, iş, başarı , para , sağlık tam istediğim gibi üstelik daha ne ister daha ne olur ki hayatta gülüyorum kendi kendime telefonumdaki mesajlara dönüyorum .
Eve geldim. Oturdum ojelerimle oynadım .bir telefon geldi . ojeleri elimde unuttum ve 2009 boyadı ellerimi en kara renkleriyle . o yolda düşündüğüm şeyleri hatırlamam tam olarak bugünlere denk düşüyor ki ne düşündüysem silindi birer birer. tam 1 sene geçmiş. Bir insan hayatım da daha ne yaşayabilir diye sorarken kendine 2-3 tokatla yaşamadığı ,yaşayamayacağı şeyleri asla olmaz dediği şeyleri hayat şaaak ! diye yüzüne vuruyor. Üstelik izi kalıyor yüzünüzde .
Eskisi değilsiniz ama yenisi de değilsiniz. Uzaktan bakıyorsunuz kendinize başkaları olgunluk büyüme , değişim diyor siz bir sınavdan kalmış gibi hissediyorsunuz .
Bir sınav olmuş ve hepsini yanıtlamış olsanız dahi kağıdın üzerinde 0 yazıyor . Dururum , geçerim nedir ki dediğiniz tüm soruların cevapları değişmiş nasıl yapamadığınıza şaşırıyorsunuz. dahası cevapların değişikliğine mi yapamadığınıza mı kızdığınızı anlayamıyorsunuz.
Dahası kaldığım her sınavdan sonra çirkinleşiyorum, sıkıcı oluyorum ...
Kaybettikçe neşenizi , güzelliğinizi dahası gözünüzün içindeki ışıltıyı kaybediyorsunuz . dışarısı daha da silik oluyor artık. Hayata yeniliyorsunuz tipik oluyorsunuz .kötü olan taraf tipik olduğunuzu dışarıdan görüyorsunuz .
O kadar çok şey oluyor ki bazen , anlam vermesi imkansız . aşık olmayacağım derken aşık oluyorsunuz ayrılacağım derken bağlanıyorsunuz , bir şeylere inat eder gibi tutuyor sizi bir şeyler .değer verdiğiniz şeyleri çöpe atıyorsunuz .
tanrı ya da her ne haltsa sizi sınıyor . sınanıyorsunuz hayatta . yapmam dediklerinizi bir başkası için ya da kendiniz için yapıyorsunuz ama sonunda yapıyorsunuz
Kaderi , tesadüfleri , yazgıyı düşünüyorsunuz. Sanki ölmek için yaşamıyoruz da olmanız gereken kişi olabilmeniz için hayat size yol seçiyor gibi. Başımıza gelen son ölüm değil
Ellimizde , otuzumuzda neyse artık mevcut aldığımız son hal ki ben ona “ ölüm “ diyorum .
Kendime bakıyorum : ölümüme az kalmış çocukluğumla şu an ki halim tersimi düzüme çevirmişler sanki . kim bilir kaç mil uzakta çocukluğum ?
Tanrı sınavlar yapıyor bazımız geçiyor ve hep aynı insan diyoruz kimimiz değişiyor ölüme yakın duruyor .
Sene 2008 ‘in son günleri .. işten eve yürüyorum hem de metro da..
taksim çıkışına doğru merdivenlerden gün ışığına bakıyorum .
Ohh! dedim araba yok ne güzel şey yürümek .. ne zamandır yürümüyorum 4 kilomu da vermişim .güzelim , gencim yürürken sivri topuklarım yerde ses yapıyor. Hayatımda ki her şey ilk defa yerine oturmuş ben ittirmeden ilerliyor. bir daha yıkılmam başıma artık bir şey gelmez, aile , seks, iş, başarı , para , sağlık tam istediğim gibi üstelik daha ne ister daha ne olur ki hayatta gülüyorum kendi kendime telefonumdaki mesajlara dönüyorum .
Eve geldim. Oturdum ojelerimle oynadım .bir telefon geldi . ojeleri elimde unuttum ve 2009 boyadı ellerimi en kara renkleriyle . o yolda düşündüğüm şeyleri hatırlamam tam olarak bugünlere denk düşüyor ki ne düşündüysem silindi birer birer. tam 1 sene geçmiş. Bir insan hayatım da daha ne yaşayabilir diye sorarken kendine 2-3 tokatla yaşamadığı ,yaşayamayacağı şeyleri asla olmaz dediği şeyleri hayat şaaak ! diye yüzüne vuruyor. Üstelik izi kalıyor yüzünüzde .
Eskisi değilsiniz ama yenisi de değilsiniz. Uzaktan bakıyorsunuz kendinize başkaları olgunluk büyüme , değişim diyor siz bir sınavdan kalmış gibi hissediyorsunuz .
Bir sınav olmuş ve hepsini yanıtlamış olsanız dahi kağıdın üzerinde 0 yazıyor . Dururum , geçerim nedir ki dediğiniz tüm soruların cevapları değişmiş nasıl yapamadığınıza şaşırıyorsunuz. dahası cevapların değişikliğine mi yapamadığınıza mı kızdığınızı anlayamıyorsunuz.
Dahası kaldığım her sınavdan sonra çirkinleşiyorum, sıkıcı oluyorum ...
Kaybettikçe neşenizi , güzelliğinizi dahası gözünüzün içindeki ışıltıyı kaybediyorsunuz . dışarısı daha da silik oluyor artık. Hayata yeniliyorsunuz tipik oluyorsunuz .kötü olan taraf tipik olduğunuzu dışarıdan görüyorsunuz .
O kadar çok şey oluyor ki bazen , anlam vermesi imkansız . aşık olmayacağım derken aşık oluyorsunuz ayrılacağım derken bağlanıyorsunuz , bir şeylere inat eder gibi tutuyor sizi bir şeyler .değer verdiğiniz şeyleri çöpe atıyorsunuz .
tanrı ya da her ne haltsa sizi sınıyor . sınanıyorsunuz hayatta . yapmam dediklerinizi bir başkası için ya da kendiniz için yapıyorsunuz ama sonunda yapıyorsunuz
Kaderi , tesadüfleri , yazgıyı düşünüyorsunuz. Sanki ölmek için yaşamıyoruz da olmanız gereken kişi olabilmeniz için hayat size yol seçiyor gibi. Başımıza gelen son ölüm değil
Ellimizde , otuzumuzda neyse artık mevcut aldığımız son hal ki ben ona “ ölüm “ diyorum .
Kendime bakıyorum : ölümüme az kalmış çocukluğumla şu an ki halim tersimi düzüme çevirmişler sanki . kim bilir kaç mil uzakta çocukluğum ?
Tanrı sınavlar yapıyor bazımız geçiyor ve hep aynı insan diyoruz kimimiz değişiyor ölüme yakın duruyor .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder